Soru 1: “Boşanırken mallar otomatik olarak yarı yarıya mı bölünür?”
Cevap: Otomatik “fiziki paylaşım” kuralı yoktur. Paylaşımın nasıl olacağı önce hangi mal rejimine tabi olduğunuz, sonra da her malın edinilmiş mi kişisel mi olduğuyla belirlenir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde hedef; her eşin diğer eşin “artık değerinin” yarısı üzerinde katılma alacağı elde etmesidir. Bu nedenle “yarı yarıya” ifadesi, çoğu zaman para/alacak hesabının sonucunu anlatır; tapuda bölme anlamına gelmez.
Soru 2: “Evlilik sözleşmesi yapmadık. Hangi mal rejimine tabiyiz?”
Cevap:Genel kural olarak, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Eşler ancak kanunda yer alan başka bir rejimi, usulüne uygun mal rejimi sözleşmesi ile seçmişlerse farklı sonuç doğar. Bu nedenle ilk yapılacak iş; evlenme başvuru evrakı ve noterden düzenlenmiş/onarılmış bir sözleşme olup olmadığını netleştirmektir.
Soru 3: “2002’den önce evlendik. Bizde de edinilmiş mallara katılma mı var?”
Cevap:2002 kırılımı kritik. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş eşlerde; kural olarak o tarihe kadar tabi olunan rejim devam eder. Uygulamada bu, 2002’ye kadar dönemin yasal rejimi olan mal ayrılığı, 2002’den sonra ise şartlarına göre edinilmiş mallara katılma kurallarının devreye girmesi anlamına gelir. Ayrıca kanunun tanıdığı bir yıllık süre içinde yapılacak sözleşmeyle, bazı durumlarda yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağı kabul edilebilir.
Soru 4: “Boşanma davasını açınca mal rejimi ne zaman biter?”
Cevap:Boşanma (veya evliliğin iptali) nedeniyle tasfiye söz konusuysa, mal rejimi kural olarak dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu, “boşanma davası açıldıktan sonra edinilen mal” tartışmalarında temel referanstır. Dava tarihiyle birlikte rejim sona erdiği için, bu tarihten sonraki edinimler artık tasfiyenin kapsamı dışında kalabilir.
Soru 5: “Boşanma davasından sonra alınan maaş, prim, ikramiye de paylaşılır mı?”
Cevap:Maaş gibi çalışma karşılığı edinimler normalde “edinilmiş mal” kategorisindedir; ancak mal rejiminin sona erdiği tarih belirleyicidir. Boşanma sebebiyle mal rejimi dava tarihinden itibaren sona erdiğinden, dava tarihinden sonra elde edilen gelirin tasfiyeye girip girmeyeceği, somut olayda bu kesişim noktasına göre değerlendirilir. Bu nedenle dosyada tarihleri netleştirmek (işlem tarihi–dava tarihi ilişkisi) kritik önemdedir.
Soru 6: “Evlilikten önce aldığım ev/araç paylaşılır mı?”
Cevap: Evlilik başlangıcında eşe ait bulunan malvarlığı değerleri kural olarak kişisel mal sayılır; doğrudan “edinilmiş mallara katılma” paylaşımına girmez. Ancak evlilik içinde diğer eşin veya edinilmiş malların, bu kişisel malın edinilmesine/iyileştirilmesine/korunmasına karşılıksız katkısı olduysa, “değer artış payı” gibi alacaklar gündeme gelebilir. Yani “tamamen dışarıda” demek her zaman güvenli değildir; katkı–ispat–değerleme üzerinden bakılır.
Soru 7: “Evlilikte miras kalan ev/arsa/para boşanmada paylaşılır mı?”
Cevap: Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri kural olarak kişisel maldır. Bu yüzden miras kalan malın kendisi, doğrudan “edinilmiş mallara katılma” tasfiyesinde paylaşım hesabına dahil edilmez. Ancak bu kişisel malın yerine geçen değerler (ikame) veya bu kişisel mala yapılan karşılıksız katkılar gibi ihtimaller, ayrıca değerlendirilir.
Soru 8: “Miras kalan evin kira gelirleri veya kişisel malın faiz geliri paylaşılır mı?”
Cevap:Kanun, önemli bir ayrım yapar: Kişisel malın kendisi kişisel kalabilir; fakat kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılabilir. Ayrıca eşler mal rejimi sözleşmesiyle, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilir. Bu nedenle kira/temettü/faiz gibi kalemlerde, hem gelirin kaynağı hem de sözleşme olup olmadığı birlikte analiz edilir.
Soru 9: “Ev hanımıyım; eşimin üstüne alınan mallarda hiç hakkım yok mu?”
Cevap: Bu soru çok yaygın ve cevabı çoğu zaman rahatlatıcıdır: Edinilmiş mallara katılma rejiminde “hak” yalnızca nakit katkı üzerinden doğmaz. Evlilik içinde edinilmiş mallar tasfiye edilirken, artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağı kural olarak tanınır. Elbette her malın edinilmiş mi kişisel mi olduğu tartışılabilir; fakat “çalışmadıysan hiçbir şey alamazsın” söylemi, yasal rejimin mantığıyla örtüşmez.
Soru 10: “Krediyle alınan ev/araçta borçlar nasıl hesaplanır?”
Cevap: Tasfiye hesabında “net” yaklaşım esastır. Artık değer; edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Ayrıca kişisel mallara ilişkin borcun edinilmiş mallardan (ya da tersi) ödenmesi gibi durumlarda “denkleştirme” gündeme gelebilir. Bu yüzden kredi ödeme planı, borcun hangi dönemde ve hangi kaynaktan ödendiği, ekspertiz/rayiç değerle birlikte dosyanın ana omurgasını oluşturur.
Soru 11: “Eşim boşanmadan önce mal kaçırdı; kardeşine/annesine devretti. Ne yapabilirim?”
Cevap: Kanun, “tasfiyeyi boşa düşürmek” amacıyla yapılan bazı işlemleri tasfiyeye dahil edebilmek için eklenecek değerler kurumunu düzenlemiştir. Özellikle (i) mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rıza olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ve (ii) katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenebilir. Bazı şartlarda, eksik kalan miktar için üçüncü kişilere karşı dava imkânı da vardır; bunun için ayrıca süre sınırlamaları öngörülmüştür.
Soru 12: “Aile konutunu (oturduğumuz evi) eşim benim rızam olmadan satabilir mi?”
Cevap: Aile konutu, mal rejiminden bağımsız şekilde özel korumaya tabidir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Malik olmayan eşin tapuya aile konutu şerhi isteme hakkı da vardır. Uygulamada mal kaçırma riskine karşı, bu şerh ve rıza mekanizması kritik bir güvenlik ağıdır.
Soru 13: “Evlilik sözleşmesi (mal ayrılığı vs) nasıl yapılır, her kâğıt geçerli olur mu?”
Cevap:“Evlilik sözleşmesi” diye bilinen mal rejimi sözleşmesinde temel risk, şekil şartıdır. Kanun; sözleşmenin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmasını arar; ayrıca evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirim imkânı da tanır. Bu şartlar sağlanmadan yapılan “özel anlaşmalar”, mal rejimini değiştirmiş sayılmayabilir ve tasfiyede beklenen etkiyi doğurmayabilir.
Soru 14: “Eşim çok borçlu; mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçebilir miyim?”
Cevap:Evet, kanun “olağanüstü mal rejimi” başlığı altında, haklı sebep varsa hâkimin mevcut rejimi mal ayrılığına dönüştürmesine imkân tanır. Özellikle diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya ortaklıktaki payının haczedilmesi gibi haller haklı sebep olarak sayılmıştır. Bu tür başvurular, ‘alacaklı baskısı’ altında ailenin ekonomik varlığını koruma amacıyla gündeme gelir.
Soru 15: “Mal rejimi tasfiyesi davası hangi mahkemede açılır?”
Cevap: Mal rejiminden kaynaklanan uyuşmazlıklar, kural olarak aile mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise belirlenen asliye hukuk mahkemesi “aile mahkemesi sıfatıyla” bakar. Bu görev kuralı, mal rejimi davasının yanlış mahkemede açılması halinde ciddi usul sorunlarına yol açabileceği için baştan doğru kurulmalıdır.
Soru 16: “Peki yetkili mahkeme neresi? Ben İstanbul’dayım, eşim başka şehirde.”
Cevap: Yetkide özel bir düzenleme vardır. Eşler veya mirasçılar arasında mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda; (i) ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri, (ii) boşanma/iptal/mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili mahkeme, (iii) diğer hallerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Uygulamada bu madde, “davayı nereye açmalıyım?” sorusunun ana cevabıdır.
Soru 17: “Şirket hisseleri veya evlilikte kurulan işletme de mal paylaşımına girer mi?”
Cevap:Auto-pilot bir cevap yoktur; ancak genel çerçeve şudur: Evlilik içinde karşılığı verilerek edinilmiş şirket hisseleri/işletme değeri, kural olarak edinilmiş mal gündemi doğurabilir. Tasfiyede amaç, çoğunlukla katılma alacağını (para alacağı) belirlemek olduğundan, şirket/işletme için değer biçme yöntemi ve zamanı kritik hale gelir. Kanun sürüm değerini esas alır; uygulamada bilirkişi incelemesiyle (bilanço/rayiç/gelir yaklaşımı) somutlaştırılır.
Soru 18: “Düğünde takılan altınlar/ziynet eşyası mal paylaşımına girer mi?”
Cevap: iynet çoğu dosyada “mal rejimi tasfiyesi” ile birlikte anılsa da, hukuki niteliği çoğu zaman kişisel malın iadesi ekseninde tartışılır. Uygulamada ziynet, tasfiyeyi beklemeksizin bağımsız bir dava ile de istenebilir; mal rejimi alacağı (katılma alacağı veya değer artış payı) ile otomatik olarak aynı sepette değerlendirilmez. Öte yandan ziynet bozdurulup bir taşınmazın edinilmesine/iyileştirilmesine harcandıysa, bunun tasfiyede “katkı/değer artışı” tartışmasına dönüşmesi mümkündür.
Soru 19: “Mal paylaşımında faiz ne zaman işler? Ödeme nakit mi olur?”
Cevap: Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır. Ayrıca aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Uygulamada bu, faizin başlangıcı bakımından “tasfiyenin hangi anda tamamlandığı” tartışmasını da beraberinde getirir.
Soru 20: “Mal rejimi davasında zamanaşımı nedir? 1 yıl mı 10 yıl mı?”
Cevap: Burada iki ayrı düzenleme aynı masaya gelir: Türk Medeni Kanunu’nda boşanmanın eki niteliğindeki bazı haklar için 1 yıllık süre (TMK m.178) ve Borçlar Kanunu’nda alacaklar için genel 10 yıllık süre (TBK m.146). Öğretide tartışmalar olmakla birlikte, yargı uygulamasında katılma alacağı bakımından TBK m.146’ya dayalı 10 yıllık zamanaşımı görüşünün benimsendiği belirtilmektedir. Ayrıca üçüncü kişilere karşı açılabilen özel dava türlerinde, ayrıca özel hak düşürücü süreler öngörüldüğü de unutulmamalıdır.


